Herkese merhaba! Ben Moldir. Tam 11 yıldır Borusan Cat Kazakistan ailesinin bir parçasıyım.

Şirketteki yolculuğum bugüne kadar hep renkli ve heyecan vericiydi. Ancak bugünün benim için bambaşka bir anlamı var. Çünkü ilk kez theBClog'un mutfağından çıkıp yazar koltuğuna oturuyorum. Yıllar boyunca blog yazarlarıyla omuz omuza çalışıp yayınları hazırladım. Şimdiyse, benim için de biraz sürpriz bir şekilde yazar olan benim.

Bu yazımda, içimdeki dünyayı keşfetme arzusunu hep canlı tutan en büyük tutkularımdan birinden, yani yabancı dillere olan merakımdan bahsetmek istiyorum. Bir dil bilmenin insanın ufkunu nasıl genişlettiğini ve fark ettirmeden yeni kapılar açtığını kendi deneyimlerim üzerinden anlatacağım.

İnsan, aklı ermeye başladığı andan itibaren geleceği ve mesleği hakkında hayaller kurar. Ben de kendimi bazen bir avukat, bazen de bir savcı olarak hayal ederdim. Ama en uzun süre kurduğum hayal, uluslararası uçuşlarda kabin memuru olmaktı. Farklı kültürleri, farklı dilleri ve dünyanın dört bir yanından insanları tanıma fikri beni her zaman büyüledi.

Tabii hayatın genelde kendi planları vardır. Benim rotamı da önce muhasebeye, sonra finansal yönetime çevirdi. Yine de içimde farklı kültürlere, yabancı ülkelere ve uluslararası ortamlara karşı duyduğum büyük merak hiç değişmedi. İlk yabancı dil tutkumun İngilizce olması da bu yüzden hiç şaşırtıcı değildi. İngilizceyi o kadar seviyordum ki okuldaki ders kitaplarını ve uzun ödevleri kısa sürede tamamlar, hatta bazen sınava girmeden notumu alırdım.

2010 yılında kendime küçük bir hedef koydum: Alacakaranlık ve Baba kitaplarını İngilizce okuyacaktım. Öğle molalarında kitabımı açıp okumaya başladığımda kendimi tamamen satırların içinde kaybolmuş hissediyordum. Özellikle Alacakaranlık bana bambaşka bir okuma deneyimi yaşattı. Laf aramızda, bana göre kitap filmi kadar değil, filmden çok daha etkileyiciydi.

Bir süre sonra hayatıma Türk dizilerinin ve Türkiye'ye dair tanıtımların sıkça karşıma çıktığı keyifli bir dönem girdi. O günlerden aklımda kalan çok güzel anılar var. Yine de Türkçe öğrenmeye hemen başlamadım.

Benim için asıl dönüm noktası, 2017 yılında ilk yurt dışı seyahatimi Türkiye'ye yapmam oldu. Dil bilmemenin, kendini ifade edememenin, soru soramamanın ya da sıradan bir sohbete bile katılamamanın ne demek olduğunu ilk kez orada gerçekten hissettim. O an hissettiğim çaresizlik, benim en büyük motivasyon kaynağıma dönüştü.

Ülkeme döndüğümde Türkçe öğrenmeye küçük adımlarla başladım. Diziden degil, kısa videolar izledim, şarkılar dinledim, müzik klipleriyle pratik yaptım.

O dönemki yöneticimin de bu süreçte hakkını ödeyemem. Kendisi Türk'tü ve benimle mümkün olduğunca Türkçe konuşmasını özellikle ben rica ettim. Sonrasında diğer yöneticilerimin de Türk olması benim için büyük bir avantaj sağladı. Böylece iş hayatım aynı zamanda günlük dil pratiği yaptığım doğal bir öğrenme ortamına dönüştü. Bugün de yöneticim hâlâ Türk.

Peki tüm bunlar bana ne kazandırdı?

Borusan Cat serüvenim, Finans ve İdari İşler Departmanı'nda uzman olarak başladı. Görevlerimden biri yabancı ekip arkadaşlarımızın çalışma vizelerini ayarlamaktı ve daha o günlerde İngilizce elimdeki en büyük güce dönüştü. Kariyerimin bir sonraki durağı, süreçleri koordine ettiğim ve müşteriyle şirket arasındaki köprüyü kurduğum Güç Sistemleri Departmanı'ndaki 5 yıllık yolculuğumdu.

Biriktirdiğim bu tecrübeler ve dil becerilerim beni doğal olarak uluslararası bir role hazırladı. Son üç yıldır da beş farklı ülkeyle çalışan Kurumsal İletişim Uzmanı olarak uluslararası bir pozisyonda görevliyim. Bu görevde İngilizce zaten önemli bir gereklilik. Ancak Türkçe bilmek de çalışma arkadaşlarımla çok daha samimi, hızlı ve güçlü bir iletişim kurmamı sağlayan önemli bir avantaj oldu. Kazakça ve Rusça temelimi oluştururken; İngilizce ve Türkçe vizyonumu genişleten, profesyonel gelişimime katkı sağlayan ve beni sürekli ileri taşıyan en önemli araçlarım haline geldi.

Dil bilmek bana seyahat ederken de bambaşka bir özgürlük ve özgüven kazandırdı. Kendimi kaybolmuş gibi hissetmek yerine, dünyanın neresinde olursam olayım insanlarla doğrudan bağ kurabiliyorum. Bazen kendi kendime düşünürken Kazakça ya da Rusçadan önce Türkçe düşündüğümü fark edip gülümsediğim bile oluyor.

Özetle, kendi adıma vardığım sonuç şu: Yeni bir dil öğrenen insan, dünyayı çok daha geniş bir pencereden görmeye başlıyor. Farklı kültürlerle ortak bir ritim yakalayabiliyor, karşısına çıkan yepyeni fırsatları görebiliyor ve en önemlisi hiçbir yerde kendini "yabancı" hissetmiyor. Bugüne kadar çok fazla ülke gezme fırsatım olmasa da içimdeki o keşfetme arzusu hiç azalmadı; aksine en büyük hedefim ve motivasyon kaynağım olmaya devam ediyor.

Kim bilir, belki sıradaki hedefim Çince öğrenmek olur.

Şunu hiç unutmayın: İçinizde öğrenme isteği olduğu sürece yeni bir şey öğrenmek her zaman mümkün. Özellikle bugün elimizin altında bu kadar fazla kaynak ve imkân varken...

Moldir Tussupova

Moldir, Borusan Cat’teki kariyerine 2015 yılında İdari Departman Uzmanı olarak başladı. Yıllar içinde şirket, onun için istikrarın, gelişimin ve sürekli öğrenmenin bir alanı haline geldi. Boş zamanlarında gerçek yaşam öykülerine dayanan belgeseller izlemeyi sever; müzik ve şarkı söylemekle huzur bulur, yürüyüşler ise iç dengesini korumasına yardımcı olur. 14 yaşındaki kızı, Moldir’in gençlerin dilini ve değerlerini daha iyi anlamasına yardımcı olurken, yeni bakış açılarına ve değişime açık kalmasını da destekler.

SON EKLENENLER
Yeni Bir Dil, Yeni Bir Dünya
Değer Kutusu
İş Hayatında ve Yaşamda Bağ Kurmanın Gücü
Değer Kutusu
Bir Koleksiyonerin Gözünden Dünya Kupası
Değer Kutusu
Biz Arızayı Değil, Güveni Yönetiyoruz!
Değer Kutusu